spacer     spacer  

 

Web Sitelerimiz

www.turkeyatcebit.org
www.turkishstones.org
www.turkishkitchenware.org
www.turkishgiftware.org
www.turkishplasticware.org
www.ihracatkontrol.org.tr
www.taj.org.tr
 

 

 

İSTANBUL MADEN İHRACATÇILARI BİRLİĞİ

İhracata konu olan maddeler bazında örgütlenen Birliklerden birisi olan İSTANBUL MADEN İHRACATÇILARI BİRLİĞİ, 02.02.1976 tarih ve 7/11385 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile “Türkiye Maden İhracatçıları Birliği” adı altında kurulmuş ve 23.05.1976 tarihinde faaliyete geçmiştir. Ünvanını 1986 yılında İstanbul Maden İhracatçıları Birliği olarak değiştiren Birliğin 31.05.2007 tarihi itibarıyla fiili üye sayısı 3200’dür.

TÜRKİYE’NİN MADEN ÜRÜNLERİ POTANSİYELİ

Madencilik sektörü, tarım ile birlikte ekonominin iki temel hammadde üreticisinden birisi durumundadır. Sektör, hem ekonomiye doğrudan yaptığı katkı, hem de ekonominin diğer alanlarına özellikle imalat sektörüne sağladığı girdiler nedeniyle büyük öneme sahiptir.

Gelişmiş bir madencilik sektörü, üretim, istihdam vb. ekonomik göstergelere sağladığı katkının yanı sıra, doğru politika ve planların takip edilmesi durumunda, ülke imalat sanayi için önemli bir itici güç oluşturabilmektedir. Bu nedenle, ekonomik kalkınma politika ve planlarının oluşturulmasında sektöre özel bir önem verilmesi zorunlu olarak değerlendirilmektedir.

Yurdumuz, karmaşık jeolojisi ve tektoniğinin sonucu olarak çok çeşitli maden kaynaklarına sahiptir. Ancak, bu karmaşık jeoloji ve tektonik, aynı zamanda maden yataklarımızın küçük boyutlu ve çok parçalı olmasının da bir nedenidir. Çeşitlilik açısından dünyanın zengin ülkelerinden biri olmamıza karşın, gerek toplam rezerv yönüyle ve gerekse tek tek yatak boyutları kıyaslandığında ülkemizin, dünya genelinde geri sıralarda yer aldığı görülmektedir.

MTA tarafından yapılan bir araştırmaya göre, günümüzde dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden sadece 13'ü ülkemizde bulunmamaktadır. Geri kalan 50 çeşit maden açısından ülkemiz, zengin ya da çok zengin, 27 çeşit maden bakımından ise yetersiz kaynaklara sahiptir. Ancak, var olan maden yataklarının bir çoğunda, en azından bugün için, bilinen rezerv miktarları veya cevher kaliteleri ekonomik işletmecilik için yeterli veya uygun değildir. Özellikle, enerji hammaddeleri açısından Türkiye’nin zengin olduğunu söyleyebilmek zordur.

Öte yandan bor, mermer, toryum, trona, zeolit, pomza, selestit gibi madenlerde önemli rezervlere sahip olan ülkemiz, ayrıca krom, manyezit, feldspat, barit, kil, kömür, altın ve gümüş rezervleri yönünden de dünya sıralamasında önlerde yer almaktadır. Sonuç olarak, gerek yüz ölçümüne ve gerekse nüfusuna oranla Türkiye’nin, maden potansiyeli açısından şanslı ülkelerinden birisi olarak değerlendirilmesi mümkündür.

o Zengin Kaynaklara Sahip Olduğumuz Madenler: Bor, pomza, feldspat, bentonit, barit, manyezit, sodyum sülfat, kayatuzu, trona, jips, stronsiyum tuzları, zeolit, olivin, asbest, lületaşı, sepiyolit, profillit, dolomit, kalsit, mermer, fluorit, kuvars-kuvarsit, silis kumu, zımpara, huntit, diatomit, kireçtaşı ve linyit, zengin kaynaklara sahip olduğumuz madenlerdir.

o Önemli Kaynaklara Sahip Olduğumuz Madenler: Kaolen, boksit, diatomit, alünit, turba, karbondioksit, nefelin siyenit, tras, kum-çakıl, tuğla toprakları, metalik madenlerden de krom, civa, antimuan, altın, gümüş, volfram, molibden NTE önemli sayılabilecek madenlerimizdir.

o Var Olmakla Birlikte Yetersiz Olan Madenlerimiz: Bakır, kurşun, çinko, demir, nikel, manganez, alüminyum, arsenik, kükürt, fosfat (apatit), grafit, maden kömürü, talk, mika, kil mineralleri, boya toprakları rezervlerimiz var olmakla birlikte yetersizdir.

o Saptanmış Rezervi Bulunmayan Madenler: Elmas, platin grubu metaller, kalay, titan, zirkon, potasyum tuzları, lityum mineralleri, andaluzit, sillimanit ve korindon madenleri rezervlerine ülkemizde henüz rastlanamamıştır.
Dünya maden rezervlerinde Türkiye’nin payı aşağıdaki tabloda yer almaktadır:

Türkiye’nin payı aşağıdaki tabloda yer almaktadır:

DÜNYA MADENCİLİĞİNDE TÜRKİYE'NİN PAYI
Maden Cinsi
Dünya Rezervi
Türkiye Rezervi
Dünyadaki Payı (%) 
ALTIN

71.000

300

0,42

ANTİMUAN

4.695.000

106.306

2,26

BAKIR

610.000.000

2.279.210

0,37

BARİT

500.000.000

35.001.304

7

BOKSİT

28.000.000.000

48.056.250

0,17

BOR

420.000.000 

150.000.000

36

CİVA

240.000

3.820

1,59

ÇİNKO

330.000.000

2.294.479

0,69

DEMİR

124.000.000

82.458

0,07

DİATOMİT

2.000.000**

44.224

2,21

FELDSPAT

1.250.000*

239.305

23,93

FLORİT

310.000 

1.523

0,49

GÜMÜŞ

420.000 

6.062

1,44

KROM

7.500.000.000

30.370.182

0,4

KURŞUN

120.000

860

0,72

KÜKÜRT

3.500.000

200

0,01

LİNYİT

524.131

7.965

1,52

MANYEZİT

3.400.000

50.116

1,47

MANGANEZ

5.000.000

1.576

0,03

SODYUM SÜLFAT

4.600.000

13.395

0,29

STRONSİYUM

12.000.000

210.123

1,75

TALK

1.124.000

479

0,04

TAŞ KÖMÜRÜ

519.733

1.127

0,22

TORYUM

1.400.000

912

0,07

TRONA

40.000.000

130.658

0,32

TUNGSTEN

3.300.000

36.719

1,11

Kaynak: MTA

MADENCİLİK SEKTÖRÜNÜN ÜLKE EKONOMİSİNDEKİ YERİ

Gelişmiş ülkelerde GSMH  içinde madenciliğin payı    % 4, dünya ortalaması ise % 2 civarında gerçekleşmektedir. Ülkemizde, %1’ler civarında olan bu oranın, Türk madencilik sektörünün potansiyeli gözönüne alındığında, daha üst seviyelerde olması gerektiği anlaşılmaktadır.

Madencilik sektöründe temel amaç; yeraltı kaynaklarının yüksek katma değer sağlayacak şekilde ekonomiye kazandırılması, sanayinin ve enerji sektörünün hammadde ihtiyacının güvenli ve ekonomik olarak karşılanmasıdır. Bu çerçevede, ülkemizin sektördeki ana hedefi, hammadde üretip satan bir ülke olmaktan öte, dünya pazarlarında katma değeri yüksek ürünlerde söz sahibi ve madenciliği, sanayisi ile entegre olmuş bir ülke konumuna getirmek olmalıdır.

 Kaynak: DPT (Temel Ekonomik Göstergeler 2006 Kasım)

YILLAR Madencilik/ GSMH

2000

1.13

2001

1.21

2002

1.06

2003

1.08

2004

1,21

2005

1,43

2006 (II)

1,28

DÜNYA VE TÜRK MADENCİLİK SEKTÖRÜNDE YAŞANAN GELİŞMELER

Günümüzde, dünyada yılda 1,5 trilyon ABD doları değerinde, 10 milyar tonun üzerinde maden üretilmektedir. Bu üretimin %75’i enerji hammaddeleri, %10’u metalik madenler ve %15’i endüstriyel hammaddeler üretimine aittir. Sektör bugün dünya çapında genişleyen bir ekonomik faaliyet alanı haline gelmiştir.

Türk madencilik sektörü ihracatı genel olarak, uluslararası piyasalardaki talep düzeyi ve yurtiçi üretim kapasitesi olmak üzere iki temel faktöre bağımlı durumdadır. Özellikle metalik cevherlerin ihracat performansı üzerinde, uluslararası piyasalardaki talep düzeyi belirleyici konumdadır. Pazar koşullarının elverişli olmadığı yıllarda üretim düşmekte, fiyatların uygun olduğu yıllarda ise artmaktadır. Dünyada madencilik ürünleri piyasaları, son yıllarda, Türk madenciliği açısından oldukça olumlu bir tablo sergilemektedir.

• Metal Fiyatlarında Yaşanan Gelişmeler

2003 sonrası dönemde, dünyadaki genel ekonomik gelişme ve özellikle Çin’deki büyüme rakamlarının yüksek oranlara ulaşması, beraberinde hammaddelere olan yüksek talebi gündeme getirmiştir. Metallere olan güçlü talep karşısında arzın sınırlı olması, son 4-5 yılda dünyada metal fiyatlarını maksimum seviyelere çıkarmıştır.

2002 yılından itibaren yükselişe geçen dünya metal fiyatları, 2006 yılında zirve değerlere ulaşmıştır. 2002 yılında 1500 dolar seviyelerinde seyreden bakır fiyatları, 2005 yılında 3500 dolara ulaşmış, 2006 yılı sonunda ise 6000 doları aşarak rekor kırmıştır. Yine 2003 yılında 1400 dolar civarında gerçekleşen alüminyum fiyatları, 2005 yılında 2000 dolara, 2006 yılı sonunda ise 2800 dolara yükselmiştir. Keza 2003 yılında 800 doların biraz üzerinde seyreden çinko fiyatları, 2006 yılının başında yaklaşık üç katına çıkarak 2500 doları, Aralık sonu itibariyle ise 4300 doları aşmıştır.

Artış oranlarına bakıldığında, çinko fiyatları bir yıl içinde yaklaşık % 126’lık bir artışla birinci olurken, bu ürünü fiyat artışında bakır ve alüminyum izlemiştir. Diğer pek çok metal fiyatlarında da önemli yükselişler kaydedilmiştir.

Büyük maden potansiyeline rağmen Çin, pek çok hammaddeye büyük alıcı olmaya devam etmektedir. Çin’in hammadde talebi artmaya devam ettiği için bakır, demir, krom ve manganez gibi büyük ve önemli maden rezervlerin azalmasına neden olmaktadır. Uzmanlara göre, sözkonusu metal madenlerin bazılarının yerli üretimleri, talebin ancak 1/3’ünü, bazılarının ise yarısını karşılamaktadır. Yine alüminyum, çelik, kömür gibi maden ürünlerinin tüketimi, Çin’de önemli ölçüde artmıştır. Bütün bu nedenlerden dolayı, Çin, dünya maden ürünlerinin en büyük ticaretcisi ve tüketicisi konumundadır.

Çin ekonomisinin hızlı büyümesi ve maden ürünleri üzerindeki artan talebi, küresel maden endüstrisi pazarının gelişiminde bir lokomotif görevi görmüştür. Bu durum, zengin ve çeşitli maden kaynaklarına sahip Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bir fırsat oluşturarak, maden sektörüne önemli ölçüde canlılık getirmiştir. Keza önemli maden potansiyeline sahip pek çok doğu Asya ülkesinin ekonomik gelişiminde de Çin’in önemli bir rolü olmuştur.

Çin Enerji Akademisi’nin hazırladığı raporlarda; sözkonusu ülkenin madencilik sektörü ve maden endüstrisinin halen kat edeceği çok uzun bir yolunun olduğu ifade edilmekte ve gelecek 15-20 yılda maden endüstrisinin Çin ekonomisi için hayati bir öneme sahip olmaya devam edeceği açıkça belirtilmektedir.

• Doğal Taş Tüketimin Artması

Ülkemiz madencilik ürünleri arasında en önemli ihraç kalemi olan doğal taşların, dünya genelinde yapı ve dekorasyon malzemesi olarak kullanılmaya başlanması, mimar ve tasarımcılar tarafından daha fazla tercih edilmesi, doğal taş üretiminin ve tüketiminin artmasına neden olmuştur.

Ekolojik ve estetik görünümlü malzemelere olan ilginin artması, gelişmiş ülkelerde insanların evlerinde, işyerlerinde daha sağlıklı ve hijyenik olan doğal malzeme kullanmayı tercih etmeleri ve doğal taş piyasa fiyatlarındaki gelişmeler, tüketimin artmasında rol oynamıştır. Amerika bu durumu keşfettiği için son yıllarda yaşam ortamlarında doğal malzemeler kullanmaya hız vermiştir. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde mermer ve traverten kullanımı hızla artmaktadır.

Dünya doğal taş ticaretine ilişkin yapılan projeksiyonlarda önemli artışlar göze çarpmaktadır. Projeksiyonlar, 2003 yılında yaklaşık 75 milyon ton olan dünya doğal taş üretiminin, 2010 yılında 116 milyon tona, 2025 yılında ise 320 milyon tona çıkacağını göstermektedir. 2002 yılında yaklaşık 736 milyon m2 olan dünya doğal taş tüketiminin ise, 2010 yılında 1.2 milyar m2’ye, 2025 yılında ise 3.4 milyar m2’ye çıkacağı tahmin edilmektedir. Rakamlar, üretilecek doğal taşların yarısının ihraç edileceğini göstermektedir.

İtalya ve İspanya gibi başı çeken ülkelerde rezervlerin azalması, Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika gibi ülkelerde ise esas olarak granit üretilmesi nedeni ile, Türkiye'nin sahip olduğu mermer ve traverten rezervlerinin giderek daha fazla önem kazanacağı ve dünya ticaretinden alaağı payın artacağı düşünülmektedir.

• AB Katılım Süreci

Madencilik sektörünün geleceğine ilişkin diğer önemli bir konu, AB’ne katılım sürecidir. Sözkonusu sürecin madencilik sektörüne ticari alandaki etkisinin çok önemli düzeyde olmayacağı değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme başlıca iki olguyu temel almaktadır. İlk olarak, Türkiye son 10 yıldır AB ile Gümrük Birliği içerisindedir ve madencilik ürünleri ticaretine ilişkin olarak Türkiye-AB arasında önemli herhangi bir sorun bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, hem AB üyesi ülkeler ve hem de Türkiye, başta enerji hammaddeleri olmak üzere madencilik ürünlerinde net ithalatçı konumundadır. Bu nedenle, sınırlı sayıda ürün hariç, iki ülke arasındaki ticaretin, en azından yakın gelecekte çok fazla gelişmesi mümkün görünmemektedir.

Bu çerçevede, Türkiye’nin AB’ne katılım sürecinin, sektör için önemli fırsatlar sunması ya da önemli tehditler yaratması söz konusu değildir. Ancak Türkiye-AB ilişkilerinin olumlu yönde gelişmesi koşuluyla, diğer alanlarda olduğu gibi madencilik alanında da, AB sermayesinin Türkiye’ye olan ilgisinin artması muhtemeldir. AB kökenli madencilik şirketlerinin Türkiye’de yatırıma yönelmeleri ise sektörde önemli bir yatırım hamlesi başlatabilecektir.

Türkiye’nin AB’ne katılım sürecinin sektör üzerindeki en önemli etkisi, AB mevzuatına uyum alanında ortaya çıkacaktır. Yukarıda değinildiği şekilde, başta çevre, iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında olmak üzere AB tarafından geniş bir mevzuat üretilmiş durumda olup, madencilik sektörü söz konusu yasal düzenlemelerden en fazla etkilenen sanayi dallarından birisidir. Katılım süreci içinde Türkiye söz konusu mevzuata gerekli uyumu sağlamak zorunda olacaktır. Gerçekte, bu konularda AB’ne uyum çalışmaları çok önceden başlamış olup, önemli bir mesafe de kat edilmiş durumdadır. Ancak, belirtilen alanlarda AB mevzuatı hızlı bir şekilde genişlemeye devam etmektedir. Bu durum dikkate alındığında, yeni gelişmelerin izlenmesi sektör açısından çoğu zaman önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede, AB mevzuatının madencilik sektörüne etkileri bakımından kapsamlı bir şekilde incelenmesi, gelişmelerin izlenmesi için ise sürekli bir mekanizmanın oluşturulması önerilmektedir.

Öte yandan, katılım süreci ile doğrudan ilgisi olmamakla birlikte, en önemli maden ürünlerimizden biri olan bor ürünlerini, Avrupa Birliği’nin tehlikeli madde olarak sınıflandırma gayretleri endişe yaratmaktadır. AB üyesi bazı ülkelerdeki, bazı kurumlar tarafından uzunca bir süredir borun insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere sahip olduğu görüşü, AB organları nezdinde işlenmekte ve borun paketlenmesi, taşınması, kullanımı vb konularda kısıtlamalar getirilmesi talep edilmektedir. Türkiye’nin diğer bor üreticileri ile birlikte, talebin bilimsel temelinin bulunmadığı görüşüyle engelleme gayretlerine rağmen, bu girişimlerin sonuç alma aşamasına yaklaştığı gözlenmektedir. Gelişmelerin engellenememesi durumunda, AB’de bor kullanımından kaçış sürecinin başlayacağı ve AB bor pazarının daralabileceği ifade edilmektedir.

Bununla birlikte, Avrupa Birliği ülkelerinde, yapı malzemesi olarak kullanılan doğal taş ürünlerinin, 27/06/1991 yılında yayınlanmış olan 89/106/EEC Referans No’lu “Construction Products Directive” (Yapı Malzemeleri Yönetmeliği)kapsamında değerlendirilen ürün sınıfı içerisinde yer alması ve bu direktife göre, piyasaya arz edilecek doğal taş ürünlerinin ilgili yönetmelik hükümlerini ve belirlenen standartları taşıması gerekliliği, Türk doğal taş sektörünün Kuzey Amerika ülkelerinden sonra ikinci büyük ihraç pazarı olan Avrupa Birliği ülkelerinde geçerli uygulamaların takibini ve Türk doğal taş sektörünün bu uygulamalara uyumunu gerekli kılmaktadır.

 2006 YILI  MADENCİLİK SEKTÖRÜ İHRACATININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Yukarıda ifade edilen dünya piyasalarında yaşanan gelişmelere paralel olarak, ülkemizde de madencilik sektörü ihracatının 2003 yılından itibaren  önemli bir ivme kazandığı ve son altı yılda % 262 oranında bir gelişme kaydettiği görülmektedir.

Yıllar

Türkiye Toplam  İhracatı

(milyon $)

Maden İhracatı

(milyon $)

Maden ihracatının bir önceki yıla göre değişimi

(%)

Maden ihracatının Türkiye toplam ihracatı içindeki payı

(%)

1998

   26.973

   531.6

-

1,97

1999

   26.587

   577.3

8,59

2,17

2000

   27.774

   568.9

-1,45

2,05

2001

   31.334

   574.0

0,89

1,83

2002

   35.080

   684.6

19,26

1,95

2003

   46.877

   847.3  

23,96

1,81

2004

   62.770

 1207.8

42,54

1,92

2005

   73.426

 1525.3

26,28

2,01

2006

85.761

2080.7

36,41

2,04

 

2006 yılında 85,7 milyar dolara ulaşan ülkemiz toplam ihracatında en yüksek artışın gerçekleştiği madencilik sektörü ihracatı, %36,43 artış ile  2 milyar doları aşmıştır. Sektörün böylelikle 2006 yılında toplam ihracattan aldığı pay  % 2,4’e yükselmiştir. 

2006 yılında ülkemizin en fazla ihraç ettiği maden ürün grupları arasında Doğal taşlar             1 milyar dolar ile ilk sırada yer almaktadır.  Doğal taşlar ürün grubunu, 544,3 milyon dolar ile Metalik Cevherler, 430,7 milyon dolar ile  Endüstriyel Hammaddeler ve 75,6 milyon dolar ile maden dışı olarak nitelendirilen Ferro Alyajlar ile diğer ürünlerin ihracatı takip etmektedir.

Bu dönemde, İşlenmiş Traverten 737,5 bin ton ve 411,8 milyon dolarla en fazla ihraç edilen ürün olurken, İşlenmiş Mermer 651 bin ton ve 329,5 milyon dolarla ikinci, Bakır Cevherleri 182,7 bin ton ve 203,6 milyon dolarla üçüncü, Çinko Cevherleri 244,8 bin ton ve 140,2 milyon dolarla dördüncü  sırada yer almıştır. Madencilik  sektörümüz ihracatında diğer önemli ihraç ürünlerimiz ise,  Mermer Ham Blok (128,7 milyon dolar), Krom Cevherleri (122,5 milyon dolar), Tabii Boratlar ve Konsantreleri (117,8 milyon dolar)  ve Feldspat (114,9 milyon dolar)  olarak sıralanmaktadır.

Ürün bazında ihracat artışlarına bakıldığında ise, % 214 ile çinko cevherleri, % 145 ile bakır cevherleri ve % 135 ile ferrokrom,  yüksek artışları ile dikkat çekmektedir.

Maden ürünleri ihracatında, ülke grubu bazında, 693,9 milyon dolar ve % 33 payla Avrupa Birliği ülkelerinin ağırlığı görülmektedir. AB ülkelerini 445,9 milyon dolar  ve % 21 payla Kuzey Amerika ülkeleri  izlemektedir. Ülke bazında ise, ABD 417,6 milyon dolar ve   % 20 payla maden ürünleri ihracatının yapıldığı en büyük pazar konumundadır. ABD’yi,  311,9 milyon dolar ile Çin Halk Cumhuriyeti, 124,9 milyon dolarla İspanya, 121,9 milyon dolarla İtalya ve 91,2 milyon dolarla Bulgaristan  takip etmektedir.  Ayrıca, Bulgaristan, Rusya, Finlandiya ve Hindistan’a yapılan ihracatın değer bazında artış oranları göze çarpmaktadır.

 

2006 YILI
TÜRKİYE MADEN İHRACATI
ÜLKE GRUPLARI DEĞER (US $)

AVRUPA BİRLİĞİ

    693.961.248

DİĞER ASYA ÜLKELERİ

    455.107.705

KUZEY AMERİKA ÜLKELERİ

    445.901.082

DİĞER AVRUPA ÜLKELERİ

    259.194.220

YAKIN,ORTA DOĞU ASYA ÜLKELERİ

    135.395.085

SERBEST BÖLGELER

      29.691.131

KUZEY AFRİKA

      20.370.006

DİĞER

     41.099.156   

 

2006 YILI
TÜRKİYE MADEN İHRACATI
İLK 10 ÜLKE DEĞER (US $)

AMERİKA BİRLEŞİK DEV.

    417.565.604,36

ÇİN HALK CUMHURİYETİ

    311.943.742,89

İSPANYA

    124.958.954,76

İTALYA

    121.966.626,90

BULGARİSTAN

      91.226.104,60

BELÇİKA

      87.478.422,43

İNGİLTERE

      67.340.987,94

RUSYA FEDERASYONU

      51.380.355,25

JAPONYA

      50.016.075,65

HOLLANDA

      48.626.485,86

TÜRKİYE DOĞAL TAŞ SEKTÖRÜ

Doğal taş bakımından, jeolojik yapısı itibarıyla zengin bir potansiyele sahip olan Türkiye, 5.1 milyar m3 (13.9 milyar ton) doğaltaş rezervi ile dünyadaki 15 milyar m3'lük rezervin %33'üne sahiptir. Türkiye’de çeşitli renk ve desenlerde kristalin kalker (mermer), kalker, traverten oluşumlu kalker (oniks), konglomera, breş ve magmatik kökenli kayaçlar (granit, siyenit, diyabaz, diyorit, serpantin,vb) bulunmaktadır. Marmara ve Ege Bölgeleri başta olmak üzere, Trakya’dan Doğu Anadolu’ya kadar hemen tüm coğrafi bölgelerimizde, dünya pazarlarında beğeni kazanabilecek nitelikte doğal taş rezervlerine rastlanmaktadır. Bu rezervlerin büyük bir bölümü Afyon, Balıkesir, Muğla, Eskişehir, Denizli, Tokat, Çanakkale, Konya, Bilecik, Kırşehir ve Elazığ illerinde bulunmaktadır.

Ülkemiz doğal taş sektörü son yıllarda önemli bir ivme kazanmıştır. 80’li yılların başında 4 milyon dolar civarında olan doğal taş ihracatı, 90’lı yılların başında yaklaşık 40 milyon dolar, 2000 yılında 189  milyon dolar  ve 2006 yılında  1 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

Yıllar
İhracat
Değişim
(milyon $)
(%)

1998

128.5

-

1999

150.6

17,19

2000

188.7

25,29

2001

223.5

18,44

2002

302.6

35,39

2003

431

42,33

2004

626.1

45,26

2005

805,6

28,67

2006

1027,3

27,55


 

Sektörde, yeni yatırımlar ile altyapı ve teknoloji eksikliklerinin giderilmesi, nihai ürünlere  yönelinmesi ve tanıtıma önem verilmesiyle, sektörün gerek üretim gerek ihracat ayağında önemli gelişmeler kaydedilmesinin yanı sıra, dünyada  piyasalarında yaşanan talep artışı ihracat artışına yön vermiştir.  İhracattaki artışın yanı sıra, iç pazarda inşaat sektörünün canlanmasıyla oluşan talebin de, sektörün geleceğinde önemli bir rol oynacağı düşünülmektedir.

2006  yılında Doğal taş ihracatında değerde %28 oranında artış kaydedilerek, 2006 yılı için hedeflenen 1 milyar dolarlık ihracata ulaşılmıştır. Miktar olarak ise % 16 artış ile 3,8 milyon ton ihracat gerçekleştirilmiştir.

Dünya doğaltaş ticareti potansiyelinin önemli miktarını, işlenmiş ürünler oluşturmaktadır. 2006 yılında, doğaltaş ihracatımızın yaklaşık %75’i işlenmiş ürün, %16’sı ham ürün ve % 9’u yarı işlenmiş ürün olarak yapılmıştır.

Doğaltaş ihracatının yapıldığı en büyük pazar ABD’dir. ABD’yi sırasıyla, Çin Halk  Cumhuriyeti, İngiltere, İspanya ve Kanada izlemektedir. Ürün bazında ise; ham blok/plaka ihracatında Çin, işlenmiş mamul ürün ihracatında ise ABD ilk sırada yer almaktadır.

2006 yılında ABD’nin yanı sıra, Çin, İngiltere, Kanada, Türkmenistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi pazarlarda önemli ölçüde artışlar görülmektedir. Bu  gelişmeler, sözkonusu ülkelerin yapı  sektöründe yaşanan gelişmelerle paralellik göstermektedir.

2006 yılında, Doğaltaş ihracatında en önemli ürün grubunu % 40 pay ile İşlenmiş Traverten oluşturmaktadır. Sözkonusu ürünün ihracatı bu dönemde  % 21 oranında artış göstererek, 411,8 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. İşlenmiş Traverten ihracatının en  fazla  yapıldığı  ülkeler arasında  275,3 milyon dolarla ABD ve 35,1 milyon dolarla İngiltere ön sıralarda yer almaktadır.  Ülkemiz doğaltaşları arasında önemli bir yere sahip olan traverten, dünyanın en gözde traverteni olarak dış pazarlarda kabul görmektedir.

%32’lik payı ile, sektör ihracatı içerisinde ikinci  büyük grubu oluşturan İşlenmiş Mermer’in ihracatı  ise değerde  %23 artış  göstererek   329,5 milyon dolara ulaşmıştır. Bu ürün grubunun ihracatında  yine ABD 101,5 milyon dolar ile ilk sırada yer almaktadır.

 Diğer önemli bir ürün olan Mermer Ham Blok ihracatımız %53 oranında artışla, 128,7 milyon  dolar olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu dönemde Çin Halk Cumhuriyeti, 78,1 milyon dolarla anılan ürün grubunun en fazla ihraç edildiği ülke olurken, Çin Halk Cumhuriyeti’ni, 14,8 milyon dolarla  Suriye takip etmiştir. Yunanistan, Tayvan ve İtalya  ihracatın yapıldığı diğer önemli ülkeler olmuşlardır.

2006 YILI
TÜRKİYE DOĞALTAŞ İHRACATI
İLK 10 ÜLKE DEĞER (US $)

AMERİKA BİRLEŞİK DEV.

387.497.456

ÇİN HALK CUMHURİYETİ

146.800.665

İNGİLTERE

61.089.274

İSPANYA

44.493.391

KANADA

28.251.148

İTALYA

23.249.699

İSRAİL

22.040.886

YUNANİSTAN

18.196.757

SUUDİ ARABİSTAN

17.492.114

HOLLANDA

16.007.428

Dünya doğal taş rezervlerinin yaklaşık üçte biri ülkemizde olmasına rağmen Türkiye bu potansiyelini kullanmada arzu edilen seviyede değildir.  Türkiye'nin dünya ticaretinde ihracat payı değer olarak ancak % 7'lerde seyretmekle birlikte, işlenmiş ürün ihracatının giderek artan bir seyir izlemesi ve blok ihracatına göre çok daha fazla katma değerin ülkemize kazandırılmış olması gelecek adına olumlu ve sevindirici bir gelişme olarak kabul edilmektedir. Bunlara ilaveten renk ve desen çeşitliliği ise Türkiye için ayrı bir üstünlük yaratmaktadır.

Bununla birlikte, bu maden varlığımızın dış piyasalarda daha da önemli bir gelir kaynağı haline gelmesi için, modern teknolojilerin kullanılarak blok üretimindeki kayıpların asgariye indirilmesi, taşların işlenmesinde kullanılan teknolojinin daha da geliştirilmesi ve ayrıca, ocak, fabrika ve atölyeler ile pazarlama ve yapılarda taş montajı işlerinde çalışacak mühendis, formen, tekniker usta ve çırakların malzeme üretim teknolojisi, tasarım ve montajı konularında eğitilmesi özel önem taşımaktadır.

Personel ListesiAna SayfaE-mail

İst. Maden İhr. Birliği
İştigal Konuları
İstatistikler

 

 

spacer       spacer
| Ana Sayfa    | Fuarlar    | Dış Talepler    | Üyemiz İhr. Firmalar   | İletişim


Adres:
DIŞ TİCARET KOMPLEKSİ - A BLOK Çobançeşme Mevkii, Sanayi Cad.
34197 Yenibosna - Bahçelievler/ İstanbul Türkiye
Tel: 0212 454 00 00 Fax: 0212 454 00 01
KROKİ
Telif Hakkı

2004 www.immib.org.tr  • immib@immib.org.tr