Küresel Ticarette Gelişmeler

MERAL USLU

Dünya mal ticareti 2018 yılında miktar bazında %2,9 oranında büyüme kaydettikten sonra 2019 yılında ticaret savaşları ve yavaşlayan ekonomik büyümenin etkisiyle %0,1 oranında düşmüştü. 18.89 trilyon dolar olarak gerçekleşen dünya mal ticaretinin değer bazındaki düşüşü ise %3 olarak kaydedildi. 2019 yılı hizmet ticareti ise, tersine, %2 oranında artarak 6,03 trilyon dolar olarak gerçekleşti. Ancak hizmet ticaretinin de ivme kaybettiğini söyleyebiliriz, çünkü 2018 yılındaki büyüme oranı %9'du.

Dünya Ticaret Örgütü genellikle Nisan ve Ekim aylarında olmak üzere yılda 2 defa küresel ticarete dair tahminlerini yayınlamaktadır. 2019 gerçekleşmelerini yayınlamış olduğu Nisan 2020 raporunda, Covid-19 salgınının ekonomik tahribatına ilişkin yoğun belirsizlik nedeniyle metodolojisinde değişiklik yaptığını belirterek 2020 ve 2021 küresel ticaretine dair “iyimser” ve “kötümser” olmak üzere iki senaryoda öngörü sundu. İyimser senaryoda, ticarette keskin bir düşüşün ardından 2020 yılının ikinci yarısı itibariyle toparlanma olacağı; kötümser senaryoda ise ilk düşüşün daha derin olacağı ve toparlanmanın daha uzun süreceği varsayımı çalışıldı. Bu şekilde küresel ticaretin, bilinmezliklerin çokluğunun da etkisiyle oldukça geniş bir aralıkta, %13 ile %32 arasında düşeceği tahmininde bulunuldu.

Hizmet sektörleri, DTÖ'nün bu raporunda kapsama alınmamış durumda, rapor tamamen mal ticaretine yönelik; ancak biliyoruz ki hizmetler sekteye uğrayınca malların ticareti de gerçekleşemiyor. Covid-19 salgınının ticarete etkisi, 2008/09 finansal krizinin etkisinden daha fazla olacaktır. Bu krizi farklı kılan önemli etkenler, bu defa hizmet sektörünün seyahat ve taşıma kısıtlamaları nedeniyle direkt ve ciddi şekilde etkileniyor oluşu ile üretim ve tedarikte Çin'e ve Asya'ya bağımlılığın ortaya çıkardığı değer zincirlerindeki bozulma hali.

DTÖ, haziran ayında bir güncelleme yayınladı. Bu güncelleme raporunda tahminlerini değiştirmedi; 2020 ilk çeyreği gerçekleşmelerini verdi. Grafikte çeyrek dönemler halinde mal ticaretindeki gerçekleşmeler, pandemi öncesi ticaret trendi, iyimser ve kötümser senaryolardaki seyir gösterilmektedir. Ticaret tahminleri ekonomik büyüme verisi kullanılarak yapıldığından, iyimser senaryoda öngörülen ekonomik büyümenin daha küçük rakamlarda gerçekleşmesi halinde ticaretin toparlanması da öngörülenden uzun sürecektir; bu olasılık grafikte, 2021 için ticaret büyümesinin % 5'e yaklaştığı ve bunun pandemi öncesi yörüngenin çok altında kaldığı noktalı yeşil çizgi ile gösterilmiştir. Rapora göre, dünya mal ticareti hacmi ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre % 3 oranında azaldı, gerçekleşmeler grafikte mavi çizgi ile gösterilmektedir. Pandeminin ve karantina önlemlerinin Mart ayının ikinci yarısı itibariyle yoğunlaştığı göz önüne alındığında, yılın ikinci çeyreğinde ticarette bir önceki yıla göre % 18,5 düşüş öngörülüyor. Yıl genelinde, daha önce nisan ayında tahmin edilen kötümser senaryodaki % 32 düşüş artık pek beklenmiyor; iyimser senaryodaki %13 düşüş oranının gerçekleşmesi daha muhtemel görünüyor.

 

Dünya Bankasının “2. Dünya Savaşı'ndan bu yana en derin küresel resesyon ve 1870'ten bu yana bir pandeminin tetiklediği ilk küresel resesyon” olarak tanımladığı bu kriz döneminin etkileri hakkında çeşitli uluslararası kurumlar da Haziran ayı içerisinde ekonomik ve ticari büyüme tahminlerini yayınladılar.  Salgının beklenmedik derinlik ve genişlikte artması nedeniyle birkaç ay önce yayınlamış oldukları tahminlerini aşağı yönlü revize eden bu kurumların raporlarında kamu borcu, işsizlik, yoksulluk, gelir dağılımı eşitsizliği gibi refah seviyesini etkileyen birçok faktörle ilgili hiç de iç açıcı olmayan ancak tedbir alınabilmesi açısından çok önemli uyarı niteliğinde olan analizler bulunuyor. Ne yapılması gerektiği konusunda ise toparlamak gerekirse şöyle öneriler sunuluyor:

  • Zararın sınırlandırılması için, temel kamu hizmetlerini güvence altına almak, özel sektörü korumak ve insanlara doğrudan para vermek gerekiyor. Bu, pandemi geçtikten sonra iş yaratmayı ve sürdürülebilir kalkınmaya daha hızlı geri dönüş yapmayı sağlayacaktır.
  • Yeni post-pandemic yapılarda verimli olan sektörlere düzenli olarak yeni sermaye tahsis edilmeli. Bunu başarmak için ülkelerin sermaye ve emeğin hızlı bir şekilde tahsisi için uyuşmazlıkların çözümünü hızlandırması, mevzuatsal engelleri azaltması, kalkınmayı yavaşlatan maliyetli sübvansiyonları, tekelleri ve korunmakta olan devlet mülkiyetindeki işletmeleri yeniden düzenlemesi gerekebilir.
  • Ülkelerin sağlık sistemlerini güçlendirmesi, virüs salgınlarını sınırlamak için test, takip, izleme ve izole etme ve uzaklaştırma stratejilerini uygulaması, aşı ve tedavilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için küresel işbirliği sağlaması gerekiyor. Kişisel koruyucu ekipmanın en büyük 3 ihracatçısının (Çin, Almanya, ABD) dünya payının %40 civarında olması ve bu dönemde ihracat kısıtlama/yasaklarının artması nedeniyle de küresel işbirliğinin gerekliliği vurgulanıyor.
  • Dijitalleşme hızlandırılmalıdır.
  • Hükümetler likidite desteğini sürdürmeli, faiz oranları düşük tutulmalı, kamu harcamaları ile vergilendirme politikaları ekonomik faaliyeti desteklemelidir.

 

DTÖ, IMF, DB ve OECD'nin 2020 ve 2021 yılları için GSYIH ve ticaret hacmi öngörüleri aşağıda tek tablo halinde verilmektedir.  Elastisite, mal ticareti hacmindeki değişimin GSYİH değişimine oranıdır; ticaretin GSYİH değişikliklerine tepkisidir. Düşük elastisite, ticaretin gelir düşüşü karşısında daha sağlam durduğunu gösterir. DTÖ'nün 2020 yılı iyimser tahmini altında elastisite, 2008/09 finansal krizi sırasında görülenle uyumlu olarak 5,2'dir (12,9/2,5). Diğer kurumların ticaret hacmi beklentileri DTÖ ile yakın iken GSYIH beklentileri farklılaşmaktadır; dolayısıyla elastisite oranları daha düşük çıkmaktadır. Kısaca, diğer kurumların tahminleri altında küresel ticaret, gelirdeki düşüşe DTÖ tahminlerine kıyasla daha iyi direnmektedir. Sonuç olarak yine de tüm tahminlerin geçerliği ve ekonomilerin iyileşmesi, pandeminin kontrol altına alınabildiği sürenin uzunluğuna ve bu esnada uygulanan maliye, para ve ticaret politikalarının etkinliğine bağlı görünüyor.